26 Haziran 2010 Cumartesi

Burberry Yazı


Yaz denince akla gelen floral desenler, pastel tonlar, tatili müjdeleyen görünümler... Bunların hiçbiri Burberry'nin yazında yer almıyor, aksine Burberry kendi yazını yaratıyor. Tüm bunların yerine Burberry dünyasında 2011 yazı oldukça asi ve sert. Motorcu yelekleri, deri pantolon ve ceketler, sertliğin dozunu bir derece daha arttıran çiviler ve bunlara eşlik eden militar renkler. Hedef kitlesini iyi tanıyan marka, hem güçlü ve eski köklerini unutturmuyor hem de yeni nesilin arzu nesnesi haline nasıl geleceğini çok iyi biliyor. E ne de olsa "kötü çocuk" olmak şu sıralar fazlasıyla moda. Her ne kadar koleksiyon fazlaca asi ve sert detaylar barındırsa da Burberry klasik İngiliz havasını hissettiriyor. Fazlasıyla şirin bir yaz konseptini zaten sevmediğimden Burberry yazında yaşamaya şimdiden hazırım ben!

Burberry'nin sürekli yeniliği ve teknolojiyi takip etmesi markayı daha da başarılı yapıyor. Bunun en somut örneği son reklam kampanyasını sadece bastırmakla yetinmeyip kampanyayı 3 boyutlu hale getirmesi. Ayrıca buradan aksesuarları yine 3 boyutlu olarak inceleyebiliyor, hatta çantaların içlerini bile açıp inceleyebiliyorsunuz.

3 boyutlu reklam kampanyaları için sizi buraya alalım

Sandaletleri ise neden Burberry yazında yaşamak isteyeceğimin en net cevabı olabilir! Blair bunları görseydi eminim "Sandals are not shoes." diyip geçip gitmezdi! Ayrıca şu sıralar yeni bir çanta almak istediğim için algıda seçicilik yapıp koleksiyonu incelerken dikkatimin büyükçe bir kısmını canvas çantalara ayırıyorum. Şimdi sözü burada kesip, gözlerimi ekrandan uzun süre çekemememin sorumlusu olan görsellerle sizi başbaşa bırakıyorum.







09 Haziran 2010 Çarşamba

New in Town: Ziya Kocatürk


Bu isim şimdilik size tanıdık gelmiyor olsa da yakın bir zamanda başarılı genç tasarımcılar listesinde yerini alacağına şüphem yok. Kendisi ile yaklaşık 2 yıl önce Galatamoda'da, Hatice Gökçe'nin standında tanıştım. Kendisini tanıdıkça "ben buradayım" diyen tasarımları olduğunu öğrendim. 

Tasarım üzerine görüşleri ve hedefleri iyi bir yerlere geleceğinin sinyallerini veriyor. Aynı zamanda Türkiye'de erkek giyim denince akla ilk gelen başarılı tasarımcı Hatice Gökçe'nin yanında çalışıyor. Bana göre tasarımları; geçmiş ile gelecek, uzakdoğu ve batı, modern ile klasik arasında bir yerde. Üzerine bir de işçiliği, okuduğu bölümden dolayı gelen teknik bilgisi eklenince, geleceği yeri tahmin etmek zor değil.  Üstelik üretim aşamasında bir o kadar da hızlı. Geçen hafta kendi tasarımlarının da bulunduğu bir defilede bir araya geldik. Süremiz çok kısıtlıydı ancak mini bir çekim yapmayı ihmal etmedik. Şimdi söz Ziya'da:




Kendinden kısaca bahseder misin?
09/10/1985 Bursa doğumluyum. Marmara Üniversitesi Tekstil Teknolojileri bölümü 4. sınıf öğrencisiyim.

Hatice Gökçe ile yollarınız nasıl kesişti?
Hatice Gökçe ile 2. sınıfta bir seminerde tanıştık. Seminer çıkışı çalışmalarımı gösterip fikrini almak istedim. Kafamda bazı şeyleri oturttuktan sonra kararımı vermiştim. Bir şekilde onunla çalışacağım dedim ve galiba bunu başarmış olmalıyım ki okulla birlikte yürüttüğüm bana çok fazla deneyim kazandıran 2 yılı bitirmişiz.

Örgü ve dokuma tekniklerinde çok başarılısın. Neden örgü?
Teşekkür ederim. Aslında öyle sadece örme ya da dokumaya takılmış durumda değilim. Okuduğum bölümden dolayı elyaf,  iplik, nanwoven, dokuma , örme bu alanlardaki farklı materyal ve teknikleri birleştirmeyi seviyorum.

Gelecekte belli bir kumaş ağırlıklı mı çalışmayı düşünüyorsun?
Belli bir kumaş ağırlıklı çalışmayı düşünmüyorum. Bir şeye uzun süre katlanamıyorum:)

Örnek aldığın bir tasarımcı var mı?
Mihara Yasuhiro.

Tasarım kimliğini nasıl tanımlarsın?
Kışkırtıcı.

Tasarımlarını hangi model taşısın isterdin?
Tasarımlarımı Cole Mohr üzerinde görmek isterim.

PS: Ziya'nın tasarımlarına ve uygun fiyat aralığına ulaşmak isteyenler eymenstyle@gmail.com adresine mail atabilirler.

 Tüm fotoğraflar: Eymen Topçuoğlu
Modeller: Burak Günel - Dinçer Günel
Tasarımlar ve Styling: Ziya Kocatürk.

06 Haziran 2010 Pazar

Festival Erkekleri

 

 Biliyorum, biliyorum... Uzun zamandır blog tatilde, ben ise yoğun bir dönemdeydim. Bu kadar tatil bloga fazla dedim ve yazı müjdeleyen festival yazısı ile dükkanı tekrar açmaya karar verdim. Finallerin bitişini Modazon ekibi ile Miller Freshtival ile kutlayıp hem modazon, hem blog için festival modasını fotoğrafladık. 

Festivallerin en sevdiğim kısmı; herkesin rahat hissetmesini kural koşan festival alanları ortaya çıkabilecek olası kasıntı görüntüleri maksimum seviyede engellediği için çoğunlukla herkesin kendini en rahat hissettiği ve kendi gibi olduğu kıyafetlerle festival alanında eğlenmesi. Gelelim festival erkeklerine. Miller Freshtival'e gelen erkek katılımcılar da fotoğraflardan da görüldüğü üzere ortaya çok renkli görüntüler çıkardılar. Şık veya rüküş hepsi oluşturdukları bütünde çok renklilerdi. E zaten hedefimizde bu değil mi? Keşke günlük hayatta da bu kadar rahat olsak diye fazlasıyla optimist bir dilekle yazıyı sonlandırıyor sizleri arkadaşım Tolga ile çektiğimiz festival erkekleri ile başbaşa bırakıyorum.



Favori Çiftim!
Demet Evgar'la röportaj. Böyle ciddi göründüğümüze bakmayın tabii. Ciddi olduğumuz bir iki nadir saniyeden  fotoğraflanmış.  Yoksa gülmekten ağzımı kapatmak için oldukça efor sarfettim.


Yazın daha çok başındayız. Festivaller sırada. Akılların bir köşesinde ne giysem sorusu hala var ise önerim bu yazımda da bahsettiğim boat shoes'lardan bir adet edinmeniz. Üzerine giyeceğiniz renkli kargo veya düz şortları keten gömleklerle veya t-shirler ile kombinlemenizi öneririm. Hasır fötr şapkanızıda aldınız mı tamamdır! Eğer fabrikasyon gibi gözükmek istemiyorsanız aksesuarlarda farklılık yaratın derim. Takacağınız renkli pantolon askıları bu duruma el atacaktır.

Festival Fotoğrafları: Eymen Topçuoğlu - Tolga Ülkümen

13 Nisan 2010 Salı

Bahara Kahverengi Merhaba!

Şimdi havaların bana yaşattığı trajik bir hikaye okuyacaksınız.

Sonsuza dek kış gitmeyecekmiş gibi hissederken kısa bir tatil için Antalya'ya gidecektim. Bahardan ses çıkmadığı için valizi bir bir kışa dair ne varsa doldurmaya başladım. Hani olurda havalar merhamet eder diye dolabın derinliklerinden bir-iki parça yazlık parça ekledim ve yola çıktım. Uçaktan indiğimde hava çok tanıdık geldi bana. Tatsız ve soğuk. Tatilimin 2. gününde havalar yanımda getirdiğim kalın parçaların ne kadar doğru bir karar olduğunu kanıtlar nitelikteydi. 4. günün sabahı alışık olmadığım bir şekilde uyandım. Yüzüme panjur deliklerinden güneş vuruyordu. Hemen dışarı çıktım. Hava bana yatağımın yanında duran kazağın fazla geleceğini söylüyordu. Keyifle polo yaka bir t-shirt giydim, üzerime ise sadece ince bir hırka aldım. Bot ayakkabılarım ise (şu meşhur trend boat shoes) sokaklarla tanışmaya hazırdı. "Üzerime ince bir hırka aldım, çıktım" diyebilmenin keyfiyle hasır fötr şapkamı taktım ve yüzümde kocaman bir gülümseme ile arkadaşımla buluşmaya gittim. Kahverengi ile aramız çok iyi olmasa da, kendisini bu bahar sevdim ve bahara kahverengi bir merhaba demiş oldum. Daha sonra herkes mutlu yaşadı.

Mutlu sonla biten bu hikayeden çıkaracağımız ders: Kahverenginin bahar ve yaz sezonu boyunca aramızda olacağı. Kahverengi ve her türlü tonu 2010 bahar ve yazında tasarımcılardan torpilli. Benden söylemesi.

07 Nisan 2010 Çarşamba

Welcome To Modazon!


Aslında pek çoğunuza tanıdık geliyor artık bu kelime: Modazon. İyi ama Dilay ile moda muhabirliği yaptığımız bu Modazon neyin nesiydi? Kulaklara neden yabancı gelmiyor ve merak ettiriyor? 

Burberry 3-D defile düzenliyor, markalar son koleksiyonlarını canlı yayınlıyor ve yine dergiler editoryallerini 3-D basıyor. Uzun lafın kısası modada uzay çağı rüzgarları ediyor. Türkiye'de ise bu havayı bizlere Modazon hissetiriyor.

Türkiye’de ilk defa internet ortamında profesyonel moda tasarımcıları, stylistler, moda editörleri, makyaj uzmanları, fotoğraf sanatçıları ve mankenlerin katılımıyla bir sanal defile organize ediliyor. Üstelik bu defilenin konsepti ve başrol oyuncuları her ay değişiyor!

Modazon bizlere Sedat Doğan'ın objektifinden Simay Bülbül'ün koleksiyonu, Didem Soydan'nın modelliği ve Tutku Bahçeleri konseptiyle merhaba diyor. Styling ve sanat yönetmenliği ise Umut Eker'e ait.

Biz geçen hafta W Hotel'de düzenlenen tanıtım partisinde kendisi ile tanıştık. Modazon gizemini korusa da çok yakında da sizlerle tanışacak!

3-D gözlüğü kolyesi ile Modazon'a merhaba diyen ben
Dilay ve Saturday Night Fever elbisesi

Modazon'un yapıtaşlarından Deniz!
İlke ve Göksu



 Bonnie Strange!
Serkan Tan

Parti boyunca dans edip yorulmamıza karşın güzelliklerini korumayı başarabilen Didem ve Beril. Dans yorgunu Eymen.
İlke ve Modazon ilk sezon tasarımcımız Simay Bülbül
Çalışmanın adı: İlerleyen saatler.
Jackie Hide, Burak, Dinçer
Didem Soydan ve Hollywood etkisi

Umut Eker ve Dinçer





Burak ve DIY T-shirt'ü